‘Gecenin en siyahında, umudun bittiği yerde’ biz iç dünyamıza doğru yolculuk yapıyoruz. Ve sevdiklerimiz başucumuzda, sevip de
kavuşamadıklarımız bir telefon kadar uzağımızdayken bizler düşüncelere dalmış
bir şekilde kendimizle hesaplaşıyoruz.
Yavaş yavaş büyüyor, bunun sancısını çekiyoruz. Büyüdükçe dertlerimiz
artıyor, dertleştiklerimiz azalıyor. Yükümüzü kendi başımıza taşımayı öğreniyor,
sevdiklerimize sorumluluk yüklememeye gayret ediyoruz. Evet aslında bir yanımız
sahip çıkılma duygusuyla yanıp tutuşuyor. Fakat kendimizi frenliyoruz. İnsanlardan
bir şeyler beklememeyi öğrenmiş bir şekilde boğazımızdaki düğümü açmaya
çabalıyoruz. Ve kendimizi bir kenara bırakıp hayatın kucaklamadıklarını sarıp sarmalamak,
göğsümüze bastırmak üzere kollarımızı kocaman açmış; bekliyoruz.